KÜÇÜK B. OBEZİTE YOLLARINDA EMİN ADIMLARLA İLERLERKEN... KEDİLER, YEMEKLER FİLAN, GEZİYORUM BEN YEA!

cms counter

kürtaj benim hakkım!

Reblog 1 yorum

nerden geldiyse şimdi aklıma…

yepisyeni bir tatil planıyla karşınızdayım sayın seyirciler.

22 haziran’da sevgili insanıyla birlikte yollara düşmeyi planlıyoruz kısmetse. harıl harıl çalışıyoruz. tarih de sonunda bugün belli oldu, yarın van’a uçak biletleri alınacak. şimdilik plan minibüsle özalp’e gitmek. ordan yürüyerek sınırı geçip urumiye’ye varmak. sonra ver elini tebriz, tahran, isfehan.

şimdilik öğrendiklerimiz;

- yüzük takmak zorundayız; altın görünümlü dandik alyanslar alınacak. 
- erkekler tişört giyebiliyor ama şort giyemiyor; sevgiliye ince yazlık pantalonlar alınacak.
- kadınlar dar pantalon giyemiyor; bu konuda sıkıntımız yok.
- kadınlar manto denilen tunik gibi şeyler giyiyor, renkli olamıyor; pembeli morlu tuniklerim bir işe yaramayacak, siyah bulmak lazım.
- başıma saracak koyu renkli ve pamuklu şal bulmam gerek; benim kırmızılar, turuncular omuyormuş.

şimdilik amacımız evlilik dışı ilişki yaşadığımız için öldürülmeden ve ben otobüse orta kapıdan binip ara koltuğa oturmak zorunda olduğum için feministlik yapıp dövülmeden, van - iran otobüslerindeki uyuşturucu kaçakçıları tarafından hırpalanmadan dönmek. bir de arada otobüslerin camları taşlanıyormuş. kısfmet!

şarabın yanında peynir çeşitleri dışında ne iyi gider sence?
Anonim

balsamik sirkeye batırılmış çilek olabilir, incir olabilir, peynir fondü olabilir, wasa olabilir…

ama favorim hünnap..

Bodrum'da yemek için tavsiye edebileceğin bir yer var mı? :)

olmaz mı!

merkezde, hani barlar sokağının başladığı yerde sakallı var. otogar’dan aşağı yürüdükten sonra cami’ye varıyorsun ya, ordan sağa doğru gir, kime sorsan gösterir. yalnız pazar günleri kapalı.

yine otogardan aşağı doğru yürürken manavların oralarda, yolun sağında atmaca döner var. çok meşhurdur.

manavlardan sonra sanırım ikinci sağdan girince nazik ana var.

karada marina’nın karşısında sünger pizza var. balık çorbasıyla başla derim.

barlar sokağında, halikarnas’a doğru giderken sol tarafta yunuslar karadeniz pastanesi var. ordan bir şeyler alıp hemen karşısındaki mado’ya oturabilirsin. aynı aile işletiyor, muhteşem pasta börekleri muhteşem manzarayla tüketebilirsin.

onun dışında çubuk şeklindeki sokak simidini, liman köftecisi’ni (sünger pizza’dan azıcık önde), denizciler lokalinde (hemen kalenin önü) bira içmeyi, mavi’de (halikarnas diskonun orda) rakı içmeyi, dönüşte kule rock city’de azıcık kudurmayı tavsiye edebilirim.

gidebilirsen pazara git, ot kök al kemir. benim favorim cumartesi günleri turgutreis’te olan.

bodrum kalesi’ni mutlaka gez.

ha bir de havalimanı’na giderken, güvercinlik’e henüz gelmeden sol tarafta köhne diye bir yer var. rakı balık için orayı tavsiye ederim. ama oraya gidersen kimseye söyleme, köhne kalsın :)

iyi tatiller! bol yemeler ve gezmeler!

not: izninle paylaşıyorum bu mesajı :)

ha ha 'ülkede zulüm sürmüş'. tamam bir cennet değildi, hatta rejimin kurulması da saf bir devrim de değildi. 1956 da tamam. ama zulüm en baba anti-komünistin lügatından çıkar. o sensin galiba. ayrıca 'orospu gibi giyinen' çingeneleri de not edeyim. galiba seni biraz yanlış tanımışız.
Anonim

en büyük sorunumuz bu işte bizim. kendi düşüncemizin aksi düşünüldüğünde aniden agresifleşip oraya buraya saldırıyoruz ırk olarak.

biliyorum açıklama yapmama gerek yok aslında ama ihtiyaç duyuyorum ben. bunun nedeni senin beni “yanlış tanıdığın” da değil inan. düşünce özgürlüğü olmalı, benim hakkımda da istediğini düşünebilmelisin! biliyorum bu agresif olmayan açıklamam hiçbir işe yaramayacak, belki de daha agresif bir cevap alacağım ama bu da benim tarzım. sakin bir şekilde kendimi anlatmayı seviyorum.

öncelikle ben macar değilim. ben orada sadece 5 gün bulundum ve izlenimlerimi, okuduklarımı ve bana anlatılanları ilettim. bu yüzden hep -mişli geçmiş zaman kullandım fark edersen. ben komünizm yaşamadım hiç, bilemem. ben devrimci bir anne ve babanın kızıyım. sanıyor musun ki o çelişkiyi yaşamadım? sanıyor musun ki “madem komünizm bu kadar kötüydü benim babam niye bunu savundu?” demedim. evet bilmiyorum, keşke budapeşte’ye babamla gidebilseydim… bu çelişkilerimi kendime saklayıp daha çok okumayı tercih etmiştim oysa ki… neyse…

bu arada ben komünist ya da devrimci değilim ki bana “en baba anti-komünist sensin galiba” diyorsun. heee, değilim komünist ben. her hangi bir “ist” olmayı fazla agresif buluyorum ben. ayrıca adımın yanına zulüm kelimesini koymak da gerçekten komik oluyor.

“orospu gibi giyinen çingene” meselesine gelince, orospu kelimesini kullanmadım, kullanmam. fahişe dedim. ben fahişeleri aşağılamam. gerekli ve önemli bir meslek olduğunu düşünüyorum. ben gerçekten, fahişe gibi giyinme “dress code”u olan bir kostüm partisi var sanmıştım. britanya çingeneleri olduklarını öğrendim sonradan. keşke fotoğraf çekseydim de gösterebilseydim. gerçekten fahişe kıyafetleri gibiydiler. buradaki faşizm nerede anlamadım? bence burdan bunu anlamak için insanın kendi düşüncelerinin biraz çirkin olması gerekiyor ya da fazla alıngan.

son olarak da şunu söylemek istiyorum ki eğer beni yanlış tanıdığını düşünüyorsan ve takip etmeyi bırakırsan inan mutlu olurum. böylece gayet huzurlu ve mutlu olan hayatıma böyle agresif mesajlar girmez.

umarım kendimi anlatabilmişimdir.

sevgiler anonim…

not: devrim, ırklar kardeşliği, komünizm, anti faşizimden bahdeceksek önce bir kendi konuşma şeklimizi, algımızı, karşımızdakine davranışımızı ve agresyonumuzu değerlendirmemiz gerekiyor bence. kişi kendi içerisinde medeniyete ulaşamazsa toplum olarak da ulaşamayız.

not2: düşüncelerimi beğenmeyen arkadaşlar, lütfen beğenmediğiniz noktada sakince uzaklaşınız. ben mutlu ve huzurlu bir insanım çünkü. beni huzursuz etmekle uğraşmayınız. ha seviyeli bir şekilde tartışmak istiyorsanız tabii ki mesaj atabilirsiniz ama hayatımda agresyona yer yok, üzgünüm. bunun için “ergen devrimci” blogları var.

öpücükler! 

bu fotoğraflar sevdicekteydi. yollarken bir de kendi kahvltısını yollamış yazık, çok güldüm. paylaşmadan edemedim…

eyüp’teki meşhur rio tulumbacısı. sevdiceğimin annesi ve babasıyla pier lotti’ye gittiydik de dönüşte babası yeriz diye neredeyse 1 kilo aldıydı!

budapeşte’ye gitmeden önce sevgilinin babannesi testini başarıyla geçtim. o da bize su böreği yapmıştı.

haı bekir’in çikolatalı portakal kabuğu şekerlemeleri.

yine baylan’da karamelli ekler. sevdiceğimin en sevdiği!

baylan’dan çikolata.

moda ali usta dondurması.

bir yaşar usta değil…

yirtik dondan firlarcasina

ya şimdi biliyorum hiç yeri değil ama istanbul’dan ayrılmadan önce çekilmiş fakat buraya koyulmamış fotoğraflar vardı. normalde dönüşü beklemem gerekirdi ama burda o kadar mutsuz ve de o kadar açım ki koyucam valla.

kusura bakmayın, araya istanbul giriyor, sonra kaldığım yerden devam ediciğim.

wasabi aldım negzel.

Next »

Vivid Theme by JoachimT